Deniz'in yüzüğünü parmağıma taktıktan sonra Alparslan'la geçirdiğimiz zamanlar da azalmaya başlamıştı. Yeniden Deniz'le olduğumu biliyor ve bunu asla desteklemiyordu, tam da beklendiği gibi... Ancak henüz yüzükten haberi yoktu, en azından o sabaha kadar!
Üniversitenin bahçesinden kantine doğru harekete geçmiştim ki Alparslan'ın sesiyle irkildim.
"Asena! Konuşmamız lazım!"
Alparslan'ın komutuyla birlikte durdum. Konuyu bilmiyordum, ancak Deniz'le ilgili olduğuna o kadar emindim ki... Cevabımı yanıma geldiğinde verdim.
"Tabii. Ne oldu Alparslan?"
"Burada olmaz."
Hiç konuşmadan beni boş bir sınıf bulana dek kolumdan sürükledi. Sınıfa girdikten sonra kapıyı çarparak kapattı ve bu sinirin nedenini açıklayacak ilk cümlesini kurdu.
"Bana sakın bunu yaptığını söyleme?"
"Neyi Alparslan, neyi söylemeyeyim?"
"Deniz'in evlenme teklifini kabul ettiğini!"
Elimi hafifçe kaldırarak, parmağımdaki alyansı gösterdim.
"Aslında yaptım..."
"Hiç akıllanmayacaksın değil mi? Seni yine yarı yolda bırakacak. Görmüyor musun bunu, gerçekten bu kadar mı aşıksın ona?"
"Alparslan, bunu neden ya da niçin yaptığımın hesabını sana verecek değilim. Kendine gel lütfen."
"Kendime gelmezsem nolur ya? Belli ki sen zaten kendinde değilsin! Bu adam yüzünden hastaneye yatacak hale geldin sen. Ne çabuk unuttun Asena? Ben vardım yanında ben. Sana aşık olduğunu söyleyen o adam değil. Başkasına aşık olduğunu bildiği halde senden vazgeçmeyen, vazgeçemeyen ben!"
Alparslan'ın sözleri içimi acıtmıştı, ancak kime aşık olacağımı seçebilecek kadar şanslı biri değildim ben... O an, Alparslan'ı kırmadan bu konuşmayı bitirmenin bir yolunu arıyordum kendi kafamda.
"Alparslan bu konuşma seni kırmadan bitsin istiyorum, ancak sanırım bu mümkün olmayacak. Bana karşı hissettiğin her bir duyguyu çok önemsiyorum, inan bana. Üstelik seni çok seviyorum, kabul, bu sevgi senin istediğin ya da arzu ettiğin gibi bir sevgi değil. Ama ömrümün sonuna kadar yanıbaşımda olmanı çok isterim. Sen benim çocukluk arkadaşımsın, özellikle son zamanlarda her şeyimi paylaştığım birkaç kişiden birisin. Bu konuşma nolur burada bitsin ve bizim birbirimize bakacak yüzümüz kalsın. Çünkü ben Deniz'e gerçekten çok aşığım. Yapamıyorum onsuz, bunu sen en yakından gördün. Kaldı ki senin de karşına böyle biri çıkacak."
"Asena hala anlamıyor musun, benim Deniz'im sensin! Fark et bunu, inkar etmekten vazgeç. Bunların hiçbirini duygularıma karşılık beklediğim için söylemiyorum üstelik. Artık içimde tutmak zor geliyor, taşıyamıyorum ve sizi yan yan görmeye tahammül bile edemiyorum. O yüzden birbirimizin yüzüne bakacak yüzümüz kalmasın lütfen. Çünkü ben bu kapıdan çıktıktan sonra yanıbaşında falan olmayacağım..."
"Özür dilerim Alparslan. Ama daha fazlasını yapamam..."
"Anlıyorum. Umarım yanılan ben olurum, umarım Deniz aynı şeyleri sana tekrar yaşatmaz. Hoşçakal..."
Cevabımı bile beklemeden kapıyı çarparak çıkan Alparslan'ı o günden sonra, samimi olmadan önce ayda yılda bir denk geldiğimiz aile yemeklerinde bile görmedim. Gerçi Deniz bu durumdan son derece memnundu, ancak ben, Alparslan'ın dostluğunu her an özlüyordum. Deniz'e o gün aramızda geçen konuşmayı olduğu gibi anlatmıştım. İyi hoş zaten saklayacak bir şey de yoktu, çünkü Deniz, en başından beri bu durumun farkında olanlardandı. Sonradan öğrendim ki, Alparslan evlilik teklifi mevzusunu Tülin'in sevgilisi Ahmet'ten öğrenmişti ki, bu durum bile isteğe Alparslan'dan sakladığım bir şey değildi zaten.
Aylar ayları kovalarken, Deniz'in okulu bitmiş, ancak topluluktaki çalışmaları hala devam ediyordu. Benim ise okuldaki son yılımdı. Biz o güne kadar karşılaştığımız her zorluktan bir şekilde birlikte çıkmış, birbirimiz için mücadele etmeyi öğrenmiş ve her şeyi ardımızda bırakmayı başarmıştık: Gülten'i, Alparslan'ı, annemi, işkenceleri, ayrılığı, gelgitleri, hatta Deniz'in benden vazgeçişini bile!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Deniz Sevdim
Tarihi Kurgu80'lerin politik ortamında geçen gelgitli bir aşk ve devrimin en güzel hali: sevgi! Bir Deniz Sevdim, başlıyor...
