Ayrı ayrı geldiğimiz Ankara'dan birlikte ve el ele geri dönüyorduk, bu kez ne yaşayacağımızı bilmeden... Sıra etrafımızdakilere, özellikle de Sinan'a, bu durumu anlatmaya gelmişti. Suna Teyze ve Tülin'in yeni duruma kısa sürede alışacağını biliyordum, hatta bu durumdan memnun olacağına da çok emindim. Ancak kendi ailem ya da Alparslan için aynı şeyi söylemek zordu. Bu yüzden Deniz'den biraz müsaade istedim. Önce Suna Teyze ve Tülin'e, ardından da anneme anlattım, açıkçası annem beklediğimden daha sakin karşılamıştı bu durumu. Ama sıra Alparslan'a söylemekteydi, zira Sinan'la konuşmadan önce onun desteğine ihtiyacım vardı, babama ise, yeni durumumuzdan tam anlamıyla emin olmadan hiçbir şey söylemek istemiyordum!
Sinan o hafta İstanbul'a gelen Alparslan'ın ailesiyle vakit geçiriyordu, sık sık onda kalıyor, bu yüzden de Alparslan ile ben gün içerisinde defalarca konuşuyorduk. Bu konuşmalardan birinde Alparslan'a ona yüz yüze anlatmak istediğim bir konunun olduğunu söyledim ve akşam yemek yemek için sözleştik, elbette Deniz, bunun gereksiz olduğunu söylüyor, hele ki baş başa bir yemeği son derece anlamsız buluyordu. Ancak, ben o yemeğe gitmiştim.
"Nasılsın Alparslan?"
"İyim, iyim de neden hiçbir şey söylemeden yemeği bekledin merak ediyorum doğrusu! Üstelik boşanma yıl dönümümüzde de değiliz..."
İstemsizce güldüm.
"Sadece yüz yüze konuşmak istedim, böyle bir şeyi benden duyman gerekiyor. Açıkçası Sinan'la konuşmadan önce senin de bir fikrini almaya ihtiyacım var."
"Aklıma gelen şeyi yaptığını söyleme bana Asena! Sakın bunu bir kez daha yaptığını söyleme..."
Aklına gelen şeyin Deniz'le ilgili olduğu o kadar belliydi ki...
"Aklına gelen şey, Deniz'le ilgiliyse, sanırım yaptım... Biz yeniden denemeye karar verdik Alparslan."
Alparslan'ın yüzünden okunan tek şey hayal kırıklığı değildi, aynı zamanda öfke belirtisi de gösteriyordu.
"Bunu hep biliyordum, ama açıkçası bilmekle kabullenmek aynı şey değilmiş. Yapmayacağını sanıyordum, hele ki bu 1 yılı tek başına geçirmeyi başardıktan sonra... Alıştığını, vazgeçtiğini, artık duygularının esiri olmadığını görmeye başlamıştım, yanılmışım, yine durduk yere sana kanmışım!"
"Alparslan, yapma böyle... Sen de biliyordun eninde sonunda bir araya geleceğimizi, kaldı ki, ilk söyleyen de sendin bunu."
"Elbette biliyordum Asena, elbette bunu hissediyordum. Ama bir yanım hep yapmaman, ona inanmaman için dua edip duruyordu. Şimdi görüyorum ki, bu kadar acı, bu kadar zaman, bu kadar yaşanmışlık, sende hiçbir şeyi değiştirmemiş, sana hiçbir şeyi öğretmemiş..."
"Haksızlık ediyorsun bana, Deniz'e, bize..."
"Yeniden 'biz' oldunuz demek, tebrikler! Açıkçası ben kimseye haksızlık yapmıyorum, sana olan sevgimden de bana yapılan haksızlıkları görmezden geliyorum. Ama şu anki tavrım bu sevgiden değil, sana gerçekten çok kızmış olmamdan. Asena, bu adam bencil, ne olursa olsun, ne yaşarsa yaşasın önce kendisi geliyor aldığı kararlarda, gör artık bunu!"
"Deniz değişti Alparslan, sen de görüyorsun bunu."
"Benim değişen hiçbir şey gördüğüm yok. Deniz hala aynı Deniz, sen de hala aynı Asena'sın. Mutluluklar dilerim, ama seni desteklemiyorum, hele ki Sinan'a bu konuyu anlatırken, benden sakın destek bekleme. Ayrıca Asena, Deniz yine gittiğinde bu kez burada, bıraktığın yerde olmayacağımı da bil. Benden bu kadar..."
Alparslan zaten üstüne düşenden çok daha fazlasını yapmıştı benimle ilgili olarak, bu yüzden onu suçlayamazdım. Belki haklıydı, belki de yanılıyordu ve ben o gün yanılması için içten içe dua ediyordum. Kısa bir tartışmanın ardından yemekten kalktık. Restorana gelirken beni alan Alparslan, dönüşte de bırakmıştı, hala kibar, her şeye rağmen son derece centilmendi. Sessiz geçen bir yolculuğun ardından kapının önünde duran Deniz'i fark etmemle gecenin bu kadar sessiz sona ermeyeceğini anladım.
"Bugün niçin, hangi bahaneyle geldin acaba? Sinan zaten seninle değil mi?"
"Deniz lütfen, bir kere de merhaba diyerek başla muhabbete ya. Sadece beni bıraktı."
"Asena lütfen karışma, seni kırmak istemiyorum. Ben söyleyeceğim müsaade et dedin, ettim. Yüz yüze söyleyeceğim, telefonla olmaz dedin, ona da tamam dedim. Yemek dedin, o kadar söylendim, ama vazgeçmedin. Şimdi de gecenin bu saatinde seni eve bırakıyor. Ben burada yaşamıyorken hem de, bunu biliyorken. Hiç yakışık bir durum değil haberin olsun."
"Ne ima ediyorsun sen Deniz?"
"Hiçbir şey ima etmiyorum, doğrudan söylüyorum Asena. Artık şunu anla, ya benle ya Alparslan'la olmalısın. Açıkçası bu kadar medeniyet bana fazla gelmeye başladı."
Gücüme gitmişti, sadece birkaç hafta önce zaten kararımı vermiş ve bu karar doğrultusunda hareket etmeye başlamıştım. Ancak Deniz'i memnun etmek hiçbir zaman kolay değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Deniz Sevdim
Ficção Histórica80'lerin politik ortamında geçen gelgitli bir aşk ve devrimin en güzel hali: sevgi! Bir Deniz Sevdim, başlıyor...
