Nişanın gerçekleşeceği salona girdiğimizde tüm gözler birden bizim üzerimize dönmüştü, muhtemelen kimse bizi böyle bir günde el ele görmeyi beklemiyordu. Daha salona adım atar atmaz günün kahramanları olan Deniz ve Gülten'den tüm rolü çalmış ve ilgiyi üzerimize çekmeyi başarmıştık. Tanıdık yüzlerle selamlaştıktan hemen sonra Suna Teyze'ye sarıldım ve kulağıma fısıldadığı iki cümleyle gülmeye başladım.
"Sakın Alparslan'ın annesini benim yerime koymak istediğini söyleme bana!"
Aynı ses tonuyla ben de Suna Teyze'nin kulağına bir şeyler fısıldamaya başlamıştım.
"Kesinlikle böyle bir şey yapmam! Sadece deniyorum Suna Teyze, kalbimin nasır tutup tutmadığını görmeye çalışıyorum..."
Başıyla beni onayladığında ne demek istediğimi anladığına o kadar emindim ki! Suna Teyze'yle selamlaştıktan ve biraz fısıldaştıktan sonra bize ayrılan Tülin ile Ahmet'in yanındaki yerlerimize oturduk. Tülin çoktan kulağıma eğilmiş ve ahiret sorularını peş peşe sormaya başlamıştı.
"Anlatacağım Tülin, her şeyi anlatacağım ama burası yeri ve zamanı değil!"
Israrı biraz daha sürse de benim ketumluğum karşımda direnemedi ve yerimize oturduktan sadece birkaç dakika sonra Deniz ile Gülten selam vermek için masamızdaydı. Herkesle selamlaşan Deniz, en sona beni bırakmıştı. Deniz'i elimi uzattım ve onunla tokalaşarak, nişanı için tebrik ettim. Girerken bizi görüp görmediğini bilmiyordum, o an benim gözlerim doğrudan karşıya bakıyordu. Ancak elimi hafifçe sağa çevirmesinden yüzüğü fark ettiğini görmüştüm. Ardından benimle selamlaşmak için gelen Gülten'in 'Hoş geldiniz Asena' diyen sesiyle birlikte ellerimiz ayrıldı. Gülten'e sarıldım ve onu da tebrik ettim. Ve evet vakit gelmişti, 10 yılı aşkın süredir sırılsıklam aşık olduğum adam, gözümün önünde bir başkasıyla evlenmek için sözleşiyordu, bana da tek düşen onları alkışlamaktı!
Gerçekleşen nişan töreninin ardından başlayan dans müziği ile birlikte Deniz ve Gülten salonun ortasındaki yerini aldı, sahi ortada bebek gibi bir mecburiyet varken, her şeyi usulüne uygun yapmaları gerçekten şart mıydı? Aklıma hamileliğimin hesabını vermemek için evlendiğim yıllar geldi. Biz hiçbir şey yapmamış, sadece evimizin bahçesindeki bir nikahla evlenmiştik. Zaten 80 darbesinin olduğu yıldı, çok arzulayarak evleniyor olsaydım bile sanırım o yıl için daha farklı bir düğün hayal edilemezdi. Ben geçmişe dalıp gitmişken, Alparslan'ın bana uzanan eliyle kendime geldim.
"Benimle dans eder misiniz bu nişanın en güzel kadını?"
Gülümsüyordum, bu adam bana nasıl davranacağını, beni geçmişten nasıl çekip alacağını kesinlikle çok iyi biliyordu. Başımla onu onayladıktan sonra elini tutarak salonun ortasına doğru ilerledim. Açıkçası son derece tutkulu bir vals yapıyorduk. Beni her döndürdüğünde gözlerimin içerisine doğrudan bakan Alparslan'ın bu kadar iyi bir valsçi olduğunu bilseydim, kesinlikle şimdiye kadar bulduğum her fırsatta onunla dans ederdim. Ancak bu bizim ilk dansımızdı ve eski sevgilimin nişanındaydık!
Nişanın sonuna doğru gerçekleşen takı töreninde sıranın bize geldiği an Deniz ile göz gözeydim. Onu tebrik ettikten hemen sonra yanağına son derece arkadaşça bir öpücük kondurdum. Ardından Gülten'e sarıldım ve onu da tebrik ettim. Alparslan'ın elinde tuttuğu ve benim takmam için açmış olduğu mücevher kutusundan oldukça gösterişli, ama bir o kadar şık takımın kolyesini Gülten'in boynuna nazikçe geçirdim. Kutuda kalan küpeler ve bilekliği ise kutuyu kapatarak ona uzattım. Ne de olsa oğlumun kardeşini taşıyan bir kadın, bu kadar pahalı bir hediyeyi kesinlikle hak ediyordu... Tam yerimize dönmek üzereyken Gülten ardımızdan seslendi.
"Asena bekler misin biraz?"
Bekledim ve birkaç adım atarak yanıma gelmesi için ona süre verdim. Alparslan hemen yanımda elimi tutuyordu.
"Ayrılmayacaksınız değil mi nişandan?"
"Aslında kalksak iyi olur Gülten. Sinan evde."
"Lütfen kalın. Buradan bir yemeğe geçeceğiz ve öyle yabancı kimse de olmayacak. Tülinler, üniversiteden senin de tanıdığın ve oturmaktan keyif aldığın birkaç çift arkadaşımız daha sadece, başka kimse yok. Ben sizin de kalmanızı çok isterim."
Bir cevap vermeden önce Alparslan'a bir bakış attım. Alparslan, başıyla beni onaylıyordu.
"Tamam Gülten, geliriz tabii."
Gülten'e sahte ve kısa süren bir gülücük attıktan sonra masaya dönerken Alparslan'a asıl düşüncesini sordum.
"Kibarlık olsun diye mi kalıyoruz yoksa kalmak mı istiyorsun?"
"Sevgilim, sevgilim diyebilirim değil mi artık?"
Gülüyordum.
"Elbette diyebilirsin!"
"Tamam o zaman söylüyorum. Sevgilim, sevgilim, sevgilim..."
Her sevgilimden sonra Alparslan'ın sesi biraz daha yükseliyordu ve salondaki müzik olmasa herkesin dikkatini çekecek tona kadar ulaşana dek de durmamıştı.
"Evet sorumun yanıtına gelirsek Alparslan Bey?"
"Gerçekten yemeğe katılmak istiyorum. Evet yemeğe katılmaya mecbur değiliz, ama hem Deniz'le hem de Gülten'le ömür boyu yüz yüze bakmaya mecburuz. Bu yüzden bir yerden başlamak gerekiyor sevgilim."
Başımla Alparslan'ı onayladım. Kesinlikle haklıydı, bir yerden başlamalı artık ben de Deniz de yeni hayatlarına alışmalıydı... Nişanın ardından geçilen yemek son derece keyifliydi, hatta itiraf etmeliyim ki; birkaç yılda bir gördüğüm üniversiteden kalan dostlarımı çok özlemiştim. Gecenin önemli bir kısmında Deniz ve Gülten ilgi odağı iken, tebrikleri uzun uzun kabul ettiler. Ancak tebrikleri kabul etmenin sırası bende, bizdeydi! Bu yüzden sakince yerimden kalktım ve önümdeki kadehi kaldırarak, bir çatal yardımıyla kadehe vurup, herkesin dikkatini çekecek o meşhur sesi çıkardım.
"Bugünün gelin ve damadından rol çalmamak için bir süre bekledim. Ancak yıllar sonra sizleri ilk kez bir arada görüyorum ve bir daha ne zaman görürüm bunu da bilemiyorum. Bu yüzden sizinle paylaşmak istediğim bir şey var."
Herkesin ilgisi bana dönmüş, ne söyleyeceğimi merak ediyorlardı. Alparslan'ın bana evliliğimiz gerçek görünsün diye evli olmuş olduğumuz yıllarda almış olduğu parmağımdaki büyük taşlı yüzüğü herkesin görebileceği şekilde havaya kaldırdım.
"Biz, Alparslan'la ben yani, yeniden başlamaya karar verdik. Bu masadaki herkes, geçmişteki evliliğimizin bir oyundan ibaret olduğunu biliyor. Ancak bu kez gerçek bir şeyler yaşamak istiyoruz. Yeni bir hayat için bugün itibariyle bir adım atıyoruz."
Beni çığlığıyla bölen elbette Tülin olmuştu!
"Aaa! Şaka yapmıyorsun değil mi? Evleniyor musunuz yoksa yeniden?"
Tülin'in sorusuna gülümseyerek yanıt verdim.
"Açıkçası henüz sözlü olarak bir evlilik teklifi almadım..."
Cümlem bittiğinde yanımda oturan Alparslan'a doğru gözlerimi devirmiştim. Hemen harekete geçen Alparslan, beni kendisine döndürmüş ve çoktan önümde diz çökmüştü...
"Hayatınızın geri kalanını benimle geçirmek ister misiniz Sayın Asena Kocaoğlu?"
Yavaşça eğildim ve Alparslan'ı ellerinden tutarak kaldırdım. Ardından herkesin içerisinde kollarımı boynuna dolayarak, dudaklarına yapıştım. Bu öpüşme, masadan 'ooo' sesleri yükselecek kadar uzun sürmüştü. Belki bizim ilk öpüşmemizi Alparslan böyle hayal etmiyordu, ancak ben, kesinlikle herkese Alparslan'ı istediğimi göstermek istiyordum, herkese ama özellikle Deniz'e... Öpüşmemiz bittiğinde ikimizin de yüzünün kıpkırmızı olduğuna emindim. Alkışlar eşliğinde yerime otururken, karşımda oturan Gülten'in yüzü gülüyordu, ancak hemen yanında oturan Deniz için aynı şeyi söylemek pek mümkün değildi. Yüzündeki hafıza kaybından sonra görmeye çok alışık olduğum soğukluğu koruyor olsa da sinirlenince beliren boyun damarları yine ortaya çıkmıştı.
"Evet sevgilim, ne zaman evleniyoruz? Haftaya, öbür hafta, sonraki ay?"
Kahkaha attım. Masadaki herkes çoktan kendi muhabbetine dönmüştü. Bizim konumuz da elbette ki, az önceki öpüşmeyle vermiş olduğum evlilik sözüydü. Ben konuşmak yerine gülünce, konuşmayı sürdüren Alparslan oldu.
"Ben yanlış anlamadım değil mi arkadaşlar? Az önceki öpücük 'evet' demek değil miydi?"
Alparslan gülümsüyordu, ilk kez o an fark ettim gülümsediğinde gözlerinin ışıl ışıl olduğunu. Sanırım artık Alparslan'a farklı bakıyordum, bu kez onun kalbini görmek için çabalıyordum.
"Kesinlikle 'evet' demekti, hatta coşkulu bir 'evet' demekti. Tebrik ederim."
Gülten'in tebriğinden hemen sonra, Deniz'den de sadece 'Tebrik ederim' ifadesini içeren kısa bir kutlama geldi. İkisine de 'teşekkür ettikten' sonra, Alparslan'ın hemen yanımda duran elini tuttum.
"Evet sevgilim, kesinlikle sana 'evet' dedim. Ancak ben acele etmek istemiyorum. Bu kez hiçbir mecburiyetimiz yok ve açıkçası ilk düğünümüz düğün sayılmazdı. Sadece bir nikahtı. Ben bu kez böyle olsun istemiyorum. Her şeyi düşünmek ve gerçek bir düğün planlamak istiyorum. Tam da bu sebeple bana birkaç aydan fazlasını vermelisin!"
Alparslan başıyla beni onaylıyordu, o an anladım, kesinlikle onun istediği de her şeyin kusursuz ve gerçek olmasıydı. Gecenin sonu geldiğinde çıkmadan önce lavaboya gitmek için izin istedim. Ardımdan gelen Deniz, biraz konuşmak istiyor gibiydi. Kaldı ki, bana kurduğu ilk cümleyle de bunu göstermişti.
"Asena biraz konuşabilir miyiz?"
"Elbette Deniz, dinliyorum."
"Bu evlilik kararı, yani az önce yapmış olduğun şov... Kelimeleri doğru seçmeye çalışıyorum, ama sanırım yapamayacağım. O yüzden doğrudan soracağım. Sen bu kararı bana inat almış olamazsın değil mi?"
Gülümsedim, ancak bu gülümseme içten değildi, tam aksine Deniz'in söylediklerini küçümsercesine bir gülümsemeydi.
"Hayır Deniz. Az önceki öpüşmemizin de almış olduğumuz evlilik kararının da seninle ya da sizinle bir ilgisi yok. Benim yeniden başlamam lazımdı ve kesinlikle her koşulda yanı başımda olan Alparslan bu başlangıcı hak eden tek kişiydi. Bu yüzden için rahat olsun, bir hata yapmıyorum ya da bir kırgınlıkla hareket edip, Alparslan'la oyun oynamıyorum. Gerçekten yeniden başlamak istiyorum ve Alparslan'a gerçek bir şans vermek istiyorum. Umarım sen de ben de çok mutlu oluruz."
"Ben mutlu olmak için bir seçim yapmadım Asena, ben bebeğim için bir seçim yaptım."
"Ama ben mutlu olmak için bir seçim yaptım Deniz."
Deniz'in masada beliren boyun damarları, yeniden görünmeye başlamıştı. Belli ki, bana kızıyordu.
"Sinan peki, Sinan'a söylediniz mi?"
"Hayır, henüz değil. Açıkçası kafası çok fazla karışacak sizi ve bebeği öğrenince. O yüzden biz biraz erteleyebiliriz. Önce siz konuşun."
Deniz başıyla beni onaylamıştı. Ancak sözle de onaylamak istediği aşikardı.
"En kısa zamanda konuşacağım merak etme. İstersen bu konuşmada sen de ol. En azından bu evliliğin ya da yeni bir bebeğin bizim aramızda sorun olmayacağını görsün."
"Olabilir elbette, ama gerek var mı bilemiyorum. Bir de naçizane tavsiyem bebek için beklemelisiniz. Kafası iyice karışmasın. Bence önce evleneceğinizi söyleyin ona. Evlendikten sonra da bebekten bahsedersiniz."
Ben dönmeyince beni merak eden sevgilim, Deniz'in hemen arkasında belirmişti.
"Ben sadece uzun sürünce merak ettim. Konuştuğunuzu bilmiyordum, kusura bakmayın bölmek istemezdim."
"Saçmalama sevgilim, sadece Deniz'in Sinan'a evlilik meselesini ne zaman anlatacağına ilişkin konuşuyorduk. Ayrıca sen beni her zaman bölebilirsin!"
Alparslan'ın yüzü gülüyor, hatta kesinlikle rahatlamış görünüyordu. Onunla evliyken insanlar içerisinde flörtleşmem hoşuna giderdi, hep böyle olmuştu. Ancak bu kez flörtleşmemiz son derece gerçekti ve belli ki, bu flörtleşmeler Alparslan'a eskisinden daha çok zevk veriyordu.
"Aslında ben de konuşmak istiyordum bunu, ancak evi bekleyebilir. Çünkü benim konuşmak istediğim bizimle ilgili olan kısmı."
"Olur sevgilim konuşuruz ama Sinan henüz bilsin istemiyorum. Önce babasının evleneceğini öğrensin."
"Ama bize tepki göstermez Sinan, biliyorsun bunu sevgilim."
"Bilemezsiniz!"
"Deniz aslında biliriz. Kesinlikle bize tepki göstermez, ama bekleyelim deme sebebim bu değil, yani vereceği tepkiyi zaten biliyorum oğlumun. Benim bekleyelim deme sebebim bizle ilgili. Ben, bizim ilişkimizin biraz tadını çıkarmak istiyorum Alparslan, Sinan olmadan, kimse karışmadan, üzerimizde gölgeler yokken, sadece ikimizin. Senin için de uygunsa biz biraz bekleyelim."
"Kesinlikle uygundur sevgilim, zaten senin düşündüğünün aksine bir şey söylememeyi ben evli olarak geçirdiğim 7 yılda çok iyi bir şekilde öğrendim!"
Attığım kahkahanın ardından beylerden müsaade isteyerek, kendimi lavaboya attım. O gece yalnız kaldığım ilk andı ve en çok merak ettiğim şey, Alparslan'la öpüşmemin Deniz'i kızdırmak için planladığım bir şov olup olmadığıydı. Bu yüzden lavaboda ihtiyacım olandan fazla kalarak, kendi kalbimi dinledim. Değildi, Alparslan'la öpüşmek kendimi iyi hissettirmişti ve bu kesinlikle bir şov değildi; ben deniyordum, yeniden başlamayı, Alparslan'a, bize gerçek bir şans vermeyi deniyordum!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bir Deniz Sevdim
Fiction Historique80'lerin politik ortamında geçen gelgitli bir aşk ve devrimin en güzel hali: sevgi! Bir Deniz Sevdim, başlıyor...
