M:Aslanbeyler uyanın, çıkın dışarıya.
Gecenin bir yarısı duydukları sesle dışarıya çıkmışlardı. Avlunun orta yerinde karısının elinden tutmuş, avazı yettiği kadar bağıran bir Miran ve arkasında duran valizle oldukları yerde kaldılar. Hepsinin gözleri şaşkınlıkla açılmış, neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Azize hanım yukarıdan seslendi.
A:Ne oluyor torunum? Gecenin bu saati ne diye diktin herkesi ayağa? O valiz ne?
Miran başını çevirip güç alırcasına baktı, ellerini sıkıca tutan karısına.
M:Aşağıya gel Azize Aslanbey, aşağıya.
Azize hanım aşağıya inerken daha sıkı tuttu karısının elini. Hayatında ki her şey yok olmuştu. Annesi gitmişti avuçlarının arasından, babası gitmişti avuçlarının arasından, yıllardır taşıdığı soyadı gitmişti avuçlarının arasından. Bir karısı kalmıştı avuçlarında. Ellerini o yüzden daha sıkı tutuyordu. Elini biraz gevşetse, onunda avuçlarının arasından gideceğini düşünüyordu. Azize Aslanbey'in karşısında durmasıyla düşüncelerinden sıyrıldı. Elini cebine attı. Cebindeki paraları karşısında ki kadının yüzüne attı. Herkes şaşkınlıkla ona bakıyordu. O ise sadece karşısındaki kadına. Reyyan gözlerini gezdirdi etrafındaki yüzlerde. Kocasının gözlerinin içine baka baka bunca yıl yalan bir ömür sürmesine sebep olmuşlardı. Tıpkı yalan bir intikamın peşine düşmesine sebep oldukları gibi.
M:Bu senin kirli paran.
E:Oğlum ne oluyor? Ne yapıyorsun?
R:Öğreneceksiniz Esma hanım. Biraz bekleyin, bunca yıl beklediniz değil mi? Birkaç dakika daha bekleyin.
Miran elini diğer cebine attı. Arabanın anahtarını çıkarttı. Yere attı.
M:Bu senin kirli paranla alınmış araba.
Elini cebine attı tekrar, tekrar ve tekrar. En son cüzdanından kimliğini çıkarttı. Yüzüne fırlattı karşısındaki kadının.
M:Buda, beni yalanlarına inandırmak için, verdiğin soyad. Hiçbirini istemiyorum Azize Aslanbey. Ne seni, ne seni hatırlatacak bir şeyi, ben hayatımda is-te-mi-yo-rum.
Azize, Miran'ın söyledikleri ve yaptıklarıyla birlikte şaşkınlığını gizleyemedi. Aklına Şadoğlu olduğunu öğrenmiş olabileceği aklına geldi. "Saçmala Azize, nereden duyacak, nereden bilecek?" diye düşündü.
A:Torunum sen ne diyorsun? Neler oluyor?
M:Torunun öyle mi Azize Aslanbey? Hangi torunun? Hani şu yalan söylediğin, hayatını kararttığın, yalan bir intikam peşinde sürüklediğin, daha küçücükken öz babasından ayırdığın torunun mu?
Söylediği cümle ile Aslanbey konağının ortasına bombayı bıraktı. Şaşkınlığı yüzünden okunan Gönül'e baktı. Sultan hanıma baktı, Esma anasına baktı. "Keşke görmeseydim" dedi. Esma anasının gözlerinden gerçeği bildiğini anladı.
A:Mi-Miran sen ne s..
M:Ben yaa, ben. Ben ne mi saçmalıyorum Azize hanım, ben ne mi diyorum, yoksa ben nereden mi öğrendim? Hangisini soracaksın önce? Ne fark eder peki? Nereden öğrendiğimin ne önemi var? Senin bana biçtiğin sahte hayatı burada bitiriyorum. Senin sahteliklerle büyüttüğün Miran Aslanbey'i, bu avluya gömüyorum.
F:Miran ne diyorsun Allah aşkına? Reyyan neler oluyor?
R:Yıllarca yalanlarla büyütülen çocuk gözlerini açtı, gerçekleri gördü Fırat. Olan bu.
Gözlerini Esma anasının gözlerine dikti Miran. Anında yerle buluşan gözlerle, kendi gözlerini yumdu sıkıca. Sesini kıstı.
M:Sende biliyordun değil mi?
Perişan bir halde, kısık sesle sorduğu soruyla başını çevirdi tekrar. Oğlundan ayırmadığı çocuğun gözlerine bakmaya korkuyordu. Bin kere pişman oldu sakladığı için, bin kere ah etti, vah etti ama geç kalmıştı telafisi yoktu. Miran onu asla affetmezdi artık.
Miran'ın yükselen sesiyle bakışlarını kaldırmak zorunda kaldı.
M:Sende biliyordun değil mi? Benim aslında bir Şadoğlu olduğumu, Hazar Şadoğlu'nun oğlu olduğumu biliyordun değil mi?
E:Oğlum ben..
M:Oğlun öyle mi, oğlun. Hala utanmadan sıkılmadan nasıl oğlum diyorsun bana? Ben sana anne dedim be. Annemi, babamı özleyince geldim senin dizlerine yattım, senin dizlerinde ağladım kimsesizliğime. Sen bana evladım derken, oğlum derken, beni dizlerinde avuturken, gözlerimin içine baka baka nasıl yalan söyledin? Reyyan'a yaptığıma neden mani olmadın? Hadi ben Şadoğluyum. Benden nefret ediyorsunuz özellikle sen Azize Aslanbey. Reyyan peki, onun ne suçu vardı? Ne Aslanbeydi, ne de Şadoğluydu? Onun ne günahı vardı da, sizin şeytanlığınıza kurban ettim ben onu.
Başını tekrar Esma'ya çevirdi, gözlerinin içine baktı. Artık gözyaşlarını tutmuyordu. Ardı ardına akıyordu gözlerinden.
M:Sen de mi hiç sevmedin beni? Bir kez bile mi? Nasıl kıydın bana? Nasıl kendi babamı bana öldürtmek isteyen bu kadına yardım ettin? Bu kadar mı katran bağladı kalbin? Bu kadar mı taşlaştı? Cevap versene.
E:Oğlum ben söylemek istedim. Hep istedim. Ama korktum, çok korktum. Hayatın tepetaklak olacaktı.
M:Bana oğlum deme benim senin gibi bir anam yok. Benim bana bunu yapan bir anam yok. Benim hayatımı karartmalarına göz yuman, benim yalan bir ömür sürmeme göz yuman bir anam yok. Hayatım tepetaklak olacakmış. Şimdi olmadı mı? Şimdi daha kötüsü olmadı mı? Kendimle birlikte Reyyan'ın hayatını da tepetaklak etmedim mi? Korkunuzun arkasına sığınmayın. Bu avluya ben Miran Aslanbey'i ve onunla alakalı her şeyi gömdüm. Sen onun Esma anasıydın. Benim için kapkara bir insansın. Yüzüne bakmayı kendime hakaret sayacağım, kapkara bir insansın. Senin bu kadından hiçbir farkın yok. O yaptıklarını haklı çıkarmak için ölmüş oğlunun ardına sığınıyor, sende korkunun ardına sığınıyor. İkiniz de yerin yedi kat dibindesiniz ama görmüyorsunuz.
Ellerinde sevdiği kadının eliyle iki adım geri gitti.
M:Bundan sonra karşınızda eski Miran yok. O Miran, Miran Aslanbeydi. Hiç var olmayan birisi. Bu karşınızda gördüğünün Miran Şadoğlu. Benden de, benim ailemden de uzak duracaksınız. Yoksa andım olsun ki gözünüzün yaşına bakmam. Yaş akan gözünüze baka baka karartırım hayatınızı. Midemi bulandırıyorsunuz. Bizden uzak olun.
F:Agaa.
Karısına döndü.
M:Burada bir işimiz kalmadı artık.
Karısının başını sallamasıyla birlikte elinde tuttuğu valizi aldı. Kapının önüne geldi. Arkasını döndü. Konağa son kez baktı. Herkesin gözünde gezdirdi gözlerini. Gözünde canlanan görüntülerle gözleri doldu tekrar. Yere düştüğünde babaannesinin onu kaldırışı canlandı gözünde. Esma anası sofrayı kurduğunda, sofradan gizlice aşırdığı kurabiyeleri yerken yakalanışı, Esma anasının onu kovalayışı canlandı gözünde. Rüyasında anasını babasını görünce onun kollarında ağlayışı canlandı gözünde. Gönül'le, Fırat'la sokaklarda oynayışı canlandı gözünde.
İç Ses Miran:Boşuna ağlıyorsun sen Miran. Sil gözünde ki yaşları. Sen onlarla güzel anılar biriktirirken, onlar seninle alay etmişler. Seni hiç sevmemiş, hiç benimsememişler. Sende unutacaksın o biriktirdiğin anıları. Senin hayatını aldılar elinden, daha fazlasına izin vermeyeceksin. Bunu karına, babana yapmayacaksın. Sizinle yolculuğumuz buraya kadarmış Aslanbeyler. Bana yaşattığınız yalan hayatı öğrenene kadarmış. Yine de birbirinize iyi bakın. Ben sizinle olamadım, inşallah siz bensiz, birbirinizle mutlu olursunuz.
M:Hadi güzelim burada işimiz bitti. Şimdi ait olduğumuz yere gidelim.
umarım beğenirsiniz . yeni bölüm cumartesi akşamı gelir. yeni bölümde görüşmek üzere
ŞİMDİ OKUDUĞUN
hercai 43 sonrası
FanfictionÖzel bölümler için yeni bir hikaye oluşturdum.. hercai 43.bölümden keşke böyle olsa dediğim şekilde devam ettim. hep okurdum birde yazayım dedim.
