Sabah güneşi İmparatorluk Başkentinin bütün güzelliğini bir defa daha ortaya çıkartıyordu. Kilometrelerce etrafa yayılmış olan sayısız büyük bina ve ihtişamıyla göz dolduran malikaneler Nina'nın Şehrin manzarasını izlediği tepeden açıkça görülebiliyordu.
5 Yıl boyunca her sabah yaptığı gibi erken saatte basit bir iskenbe'nin üzerinde elinde bir bardak çayı ile güneşin doğuşunu ve şehrin muhteşem manzarasını izliyordu. Sabahın serin rüzgarı saçlarını havalandırdığında içinde bir ürperti hissetti, gözleri uzaklara daldı ve her gün olduğu gibi Ned'i düşündü. Geçen 5 yılın ardından 20 yaşına gelmişti, boyu uzamış fiziği dahada şekillenmişti. Güzelliği eskisine göre bir kaç kat daha artmış bir tanrıçaya dönüşmüştü. 5 Yıl içinde İmparatorluk Başkentinin gözdesi haline gelmişti. Onu bir defa görenler bile aşkıyla sarhoş olmuş ve bir defa daha görebilmek için bütün servetlerini ona yakın evlere harcamışlardı. Yollarında uyumuş bir defa görebilmek umuduyla ailelerini terk etmişlerdi. İmparatorluk Elçisi bu ilgi yüzünden onu Başkentin en yüksek tepesinde ki özel malikaneye yerleştirmiş ve ona takılan tanrıça isminin gerçek olmasını sağlamıştı.
Onun güzelliğini duyan herkes her gün en azından bir kaç defa şehirden görülen tepeye bakar ve iç çekerlerdi.
5 Yıl içinde sayısız insan evlenme teklif etmek için Elçinin kapısını çalmıştı. En büyük klanların genç efendileri ona aşkını sunmak için yollar aramıştı ve hatta Klan Kıdemlileri bile onu görmek için her yolu denemişti fakat İmparatorluk Elçisi verdiği sözü tutmak için bütün girişimlere engel olmuş ve sayısız evlenme teklifini onun adına geri çevirmişti. Ned'in kimliği ise çoktan bu tanrıçayı kendisine alan kişi olarak bir efsane gibi bütün imparatorlukta yayılmıştı. Sayısız klan çoktan Nedi öldürmek için suikastçi klanlarına başvuru yapmıştı fakat bütün süikastçi klanları başvuru yapan kişilerin kimliğine bakmaksızın teklifleri geri çevirmişti. Kan Kardeşlerinin kesin emrine karşı gelmek için hiç bir miktar yeterli gelmemişti.
Fakat bütün bu çabalara rağmen Nina'nın yanına rahatça giren kişilerde mevcuttu. Özellikle son 5 yıl içinde Ninayı her fırsatta ziyaret eden Elçinin 1.Oğlu adeta Nina'nın evini mesken tutmuş gibiydi.
Nina şehri izlemeye dalmışken arkasından bir el omzuna dokundu, Nina bu duyguya oldukça alışıktı ve başını bile çevirmeden konuştu,
'Sen mi geldin Alex ?'
'Her seferinde benim geldiğimi nasıl anlıyorsun Nina.' dedi Alex gülümseyerek, sesinde şaşırmış bir ifade yoktu, açıkça Nina'a kur yapıyordu.
'Beni senden başka ziyaret eden yok ki.' dedi Nina. Yüzünde gülümseme vardı. Alex yavaşça Nina'nın yanına geldi ve konuştu,
'Her sabah seni burada buluyorum. Neden bu kadar üzülüyorsun ? Belki çoktan seni unutmuştur?'
'Tekrar başlama Alex!' dedi Nina. Sesinde sitem eder bir ton vardı fakat Alex geri adım atmaya niyetli değildi.
'5 Yıl içinde sana bir defa bile mektup yazmadı. Sana ulaşmaya çalışmadı. ' dedi. Ninayı etkilemeye çalıştığı açıkça ortadaydı fakat Nina nezaketini bozmamaya özen göstererek ,
'Mutlaka iyi bir sebebi vardır.' dedi. Ned yanında olmasa bile onu savunmak için elinden geleni yapıyordu fakat artık o da umudunu kaybetmeye başlamıştı. 5 yıl içinde ondan bir haber almamıştı. Öldü mü yada yaşıyor mu bilmiyordu. Defalarca elçiye sormuş olsa da ondan da tatmin edici bir cevap almamıştı. Her gece yatarken gözleri ağlamaktan kıp kırmızı oluyordu ve sabah uyandığında şişmiş gözleri ile güne başlıyordu. Bu yüzden her sabah gözlerinin şişliği geçsin diye asla sevmediği ve sevmeyeceği o çayı içmek zorundaydı. 20 Yaşına gelmişti ve Ned ile 1 aydan uzun zaman geçirmemişti. Ona duyduğu büyük aşkın günden güne solduğunu hissediyordu. Her gece ağlama süresi bir öncekine göre daha kısalırken her gün hayattan aldığı keyif daha da artıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ASD
FantasyFantastik #1 bir zamanlar. Kurgusal bir boyutta geçen hikayenin baş kahramanı 4 yaşındayken ailesinin ölümüne şahit olmuştur. O günden sonra hayatında ki hiç bir şey aynı kalmamıştı. Hayatını ailesini öldürenlerden intikam almaya ve klanını eski iht...
